• IMG_1806
  • IMG_1809
  • 4c36280d-e056-40c8-89d1-36d934f4cfd5
  • IMG_1821

Prof. Dr. Yankı Yazgan: “Çocuk Yetiştirmenin Şablonu Yok”

/ / Anaokulu, Anaokulu Duyuru, Basın, Gelişim Merkezi, Gelişim Merkezi Etkinlikleri, Okul Sonrası, Okul Sonrası Etkinlikleri, Uncategorized @tr

Prof. Yankı Yazgan: “ÇOCUK YETİŞTİRMENİN ŞABLONU YOK” 

“Çocuklar çiçek gibidir. Kimisi bol su ister, kimisi büyük saksı sever”

Arabanızla düz bir yolda saatlerce gitmeyi mi tercih edersiniz, yoksa kimi zaman virajlı- rampalı, kimi zaman şahane manzaraların olduğu; dikkatinizi her an uyanık tutacak bir yolda ilerlemeyi mi? Hangisi yolculuğunuzu daha keyifli ve güvenli kılar?

“Çocuk yetiştirme”yi, uzun, engebeli, çatışmalı ama kuralları ve çözümleri olan bir yolculuğa benzeten Çocuk Psikiyatrı Prof. Dr. Yankı Yazgan, “Çatışma ve sorun hayatın her alanında var. Sorunlar hayatın virajları. Sorunsuzluk amaç olamaz.” dedi.

Çocuk Psikiyatristi Prof. Yazgan, Merhaba Dünya Anaokulu’nun söyleşi günleri kapsamında 25 Mart Pazar günü anne-babalarla bir aradaydı.

Prof. Yazgan önce velilerin çocuk büyütürken yaşadıkları sorunları not etti. Çocukların hayat yolundaki birer öğrenci; anne babaların da birer model olduğunu anımsatan Prof. Yazgan, “Önemli olan birbirimizin negatifliklerine tahammül edebilmek, çatışmalarımıza çözüm bulabilmektir.” dedi. Velilerin çocuk yetiştirirken kontrollü davranmak zorunda olduğunu vurgulayan Prof. Yazgan, “Tahammülün nerede biteceği tecrübeyle keşfedilir. Tahammülü biraz canımız sıkılarak öğreniyoruz. Ama öğreniyoruz. Çocuk yetiştirme bir tecrübe işi. Telaşa gerek yok. Velev ki çocuğunuzu yanlış yetiştirdiniz. Dünyanın sonu değil. Çocuk ile ilişki o kadar uzun sürelidir ki zamanla o sizi anlayacaktır.” dedi.

FUTBOL OYUNUNDAN FARKI YOK

Prof. Yankı Yazgan, çocuk yetiştirme işinin püf noktasını futbol oyunuyla açıkladı:

“Çocuk yetiştirmek futbol oyunu gibi. Futbolda kurallar vardır. Futbolcu topu sınırda sürdüğü ve çizgiyi geçmediği sürece sorun yok. Ama orda, bayrağı havaya kaldıracak bir hakem lazım. Çocuklar tıpkı futbolda olduğu gibi hayatta da sınırlar ve kurallar olduğunu zamanla öğrenecek. Kurallar için uygulanamaz diye bir şey de yoktur.”

Çocuğa kızgınlık hissetmenin normal olduğunu, asıl tekdüze duygu durumunun tehlike sayılması gerektiğini vurgulayan Prof. Yankı Yazgan “Hiç bir şekilde disipline edilemeyen çocuk yoktur. Hiç bir şekilde çocuğunu disipline edemeyen anne-baba vardır.” diyerek dikkatleri anne-baba davranışlarına çekti.

SORUNLAR, KUŞAKLAR BOYU AYNI

Anne babaların dile getirdikleri, aslında çoğumuza bildik gelen, kuşaklar boyu da var olan yaşanmışlıklardı. Yemek yemeyen, kızdığında etrafındakilere vuran, söz dinlemeyen, müdahale edildiğinde inadına bildiğini okuyan, kıskançlık yüzünden kardeşine eziyet eden, uyku saatinde yatmayan, sosyal ortamlarda bağırıp çağırarak günü zehreden çocuklara nasıl yaklaşmalıydı?

Anne babaların yersiz müdahalelerini “Çocuk, anne babalarda müdahale dürtüsü uyandıran bir canlı adeta” esprisiyle eleştiren Prof. Yazgan sorulara somut örneklerle yanıt verirken “yerinde müdahalelerin gerekliliğine işaret etti:

“Gittiğiniz bir restoranda masayı dağıtan çocuk, sizden gelecek tepkiyi merakla gözler. Orada sessiz kalırsanız bu hareket tekrarlar. Oysa böyle bir durumda sizin söz söyleme hakkınız var. Ya da çocuğunuz, uyku saati geldiği halde yatmak istemiyor. Zorla kimse kimseye bir şey yaptıramaz. Onu zorla yatırmayacaksınız. Ama yetki ve sınırlarınız var. Işığı kapatmak sizin yetki ve kontrolünüzde. O halde lambayı söndüreceksiniz. Yatmıyorsa bırakın karanlıkta dikilsin. ‘Ben makarna istemiştim, siz pizza yedirdiniz’ diyorsa ‘Evet. Öyle karar verdik’ demelisiniz. Evdeki kapuskaya burun kıvıran çocuğunuza dışarıdan hamburger sipariş etmemelisiniz. Bunlar çocuk hakları istismarı da, özgürlüğün kısıtlanması da değildir.”

OTORİTE MUTLAKA ADİL OLMALI

Prof. Yankı Yazgan’a göre anne-baba, otoritesini ortaya koymalı ama bir şartla:

“Örneğini verdiğimiz ya da benzer davranışlara tavır koyarken mutlaka adil olun. Anne-baba otoritesi adaletli ve sevecen olmalı. Zalim, hoyrat olmamalı. Onlara güven verin. ‘Güvenen’ olmak ‘güvenilen’ olmaktan daha önemli. Çocuğunuzun yaptığı hareket, amaçladığı hareket değildir. Sebebi araştırın. Çocuğunuzun mizacını, özelliklerini tanımaya çalışın. Küçük kardeşin büyükten sürekli dayak yemesine seyirci kalmayın. Evde stres yükseldiğinde çocukta vurma hareketi gelişebilir. Kardeşine vurarak evde şiddeti tırmandıran çocuğun, sizin aranızdaki gerilimden etkilenmiş olabileceğini aklınıza getirin. Ya da arkadaş grubunuzla beraber olmak için kahvaltı mekanına sürüklediğiniz çocuğunuzun peynir kokusundan nefret ettiği için orada arıza çıkarmış olabileceği üzerinde durun. Evde de adaleti sağlayın. Ancak adalet, kardeşler arasında mutlak eşitlik anlamına gelmez. Farklı yaşlardaki çocukların, farklı desteklere ihtiyacı olduğunu göz ardı etmeyin”

Prof. Dr. Yankı Yazgan, Belirsizlik Çağında Anne Babalık konulu söyleşisini ABD’li şair Maya Angelou’nun sözüyle tamamladı:

“Anladım ki insanlar, onlara söylediklerini unutur, yaptıklarını unutur ama onları nasıl hisettirdiğini asla unutmazlar.”

BUNLARA DİKKAT !

Çocuğunuza okul seçerken zengin salata barına ya da granitine değil öğretmen kadrosuna ve öğretmenlere ödenen ücrete bakın.

Çocuğunuzun öğretmenine elemanınız gibi davranmayın.

Kardeş, zorunluluk değildir. Her çocuk kendi yaşamına doğar. Birbirleriyle oynasınlar diye kardeş yapılmaz.

Çocuğunuza fikrini sorun. “Pizza öyle yenmez” diyorsa nasıl yendiğini sorun.

Ergenlikte çocuğunuzla ilişkinizin kopuk olmamasına çok özen gösterin.

Çocuğunuzu 0-2 yaş arasında kesinlikle ekranla karşılaştırmayın. Meşgul olsun diye tabletle baş başa bırakıp uyuşturmayın. İlk 2 yıl insan ilişkisine ihtiyaç yoğundur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir